4734 Sayılı Kamu İhale Kanununu, kamu kurum ve kuruluşlarının yapacakları mal veya hizmet alımları ile yapım işi ihalelerde uygulanacak esas ve usulleri belirlemektedir. Kanun’un 4’üncü maddesinde ihale “Bu kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemler” olarak tanımlanmıştır. İhale süreci, ihale onay belgesinin ihale yetkilisince onaylandığı tarihte başlayıp sözleşmenin imzalanmasına kadar geçen süreçteki işlemlerin bütünü olarak kabul edilir.
Bu süreç içerisinde, ihale komisyonu tarafından alınan kararın ihale yetkilisinin onayına sunulması ve ihale yetkilisi tarafından Kanun’da öngörülen şekilde değerlendirilmesi gerekir. Dolayısıyla ihale komisyonu kararı, ihale yetkilisinin onayından geçmedikçe kesin ve geçerli bir ihale sonucu doğurmaz; ihale işlemi ihale yetkilisinin kararı ile geçerlilik kazanır.
İhale mevzuatına baktığımızda, ihalenin iptali 4734 Sayılı Kanun da üç farklı aşamada düzenlenmiştir. Bunlar;
- İhale saatinden önce ihalenin iptal edilmesi ( Md.16) / İdare
- Bütün tekliflerin reddedilmesi ve ihalenin iptali (Md.39) / İhale Komisyonu
- İhalenin karara bağlanması ve onaylanması (Md.40) / İhale yetkilisi
Ayrıca idari şartnamenin 34’üncü maddesinde de idarelerin ihaleyi iptal etme yetkisi düzenlenmiştir. Bu yazımızda ihale yetkilisinin ihale komisyonu kararını onaylama veya ihaleyi iptal etme yetkisi; bu yetkinin sınırları, gerekçelendirme yükümlülüğü, beş iş günlük onay süresi ve Kamu İhale Kurulu ile yargı kararlarında ortaya çıkan farklı yaklaşımlar çerçevesinde incelenecektir.
İhale Yetkilisi Kimdir?
İhale yetkilisi, 4734 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde “İdarenin, ihale ve harcama yapma yetki ve sorumluluğuna sahip kişi veya kurulları ile usulüne uygun olarak yetki devri yapılmış görevlileri“, olarak tanımlanmıştır.
İhale yetkilisinin kim olduğu, bütün idareler bakımından tek bir kişi veya makam olarak Kanun’da belirlenmemiş; idarenin tabi olduğu özel mevzuat dikkate alınarak belirlenmesi öngörülmüştür. İdarelerin bu yetkilere sahip kişi, kurul veya görevlileri ise kendi mevzuatlarında belirlenmektedir. Bu nedenle ihale yetkilisinin idarenin tabi olduğu mevzuat çerçevesinde, idarece belirlenmesi gerekir (Genel Tebliğ Md.5).
Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ’de Harcama yetkilisi, “Bütçeyle ödenek tahsis edilen veya ödenek gönderme belgesi ile ödenek gönderilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi” olarak tanımlanmıştır. Harcama yetkilileri, kamu hizmetlerinin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla tebliğde belirtilen esaslar çerçevesinde harcama yetkilerini devredebilirler. Harcama yetkisinin devredilmesi halinde yetki devri yetkiyi devredenin idari sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 31’inci maddesi kapsamında belirlenen harcama yetkilileri, özel mevzuatta farklı bir düzenleme bulunmadığı sürece aynı zamanda ihale yetkilisi olarak kabul edilmektedir.
İhale yetkilisi kavramı, yalnızca ihale işlemlerini imzalayan veya ihale komisyonu kararını şeklen onaylayan bir makam olarak değerlendirilmemelidir. İhale yetkilisi, ihale komisyonunun kararını Kanun tarafından kendisine verilen yetki çerçevesinde kamu yararı, hizmet gerekleri, idarenin ihtiyaçları, idare menfaati ve Kanun’un temel ilkeleri bakımından değerlendirir ve sonucunda ihale kararını onaylar veya gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle ihaleyi iptal eder.
Yapım işi sözleşme süresinde idarelerde görevli kişiler ve sorumluluklarına ilişkin detaylı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.
İhale Komisyon Kararının İhale Yetkilisince Onaylanması ya da İhalenin İptali
İhalenin iptali 4734 sayılı Kanunun 39 ve 40’ıncı maddelerinde düzenlenmiştir. 39’uncu Madde, ihale komisyonu kararı üzerine idarenin bütün teklifleri reddederek ihaleyi iptal edebilmesine ilişkin genel düzenlemeyi içerirken; 40’ıncı madde, ihale komisyonunca oluşturulan kararın ihale yetkilisinin önüne geldiği aşamada kullanılacak yetkiyi düzenlemektedir.
İhale komisyonu, komisyon ilk oturumdan başlayarak ihale kararı alınıncaya kadar ki tüm süreçlerin mevzuata uygun şekilde işletilmesini sağlayan, aldığı ihale kararını ihale yetkilisinin onayına sunan karar organıdır. İhale yetkilisi ise bu kararın kamu yararı, hizmet gerekleri, idarenin ihtiyaçları ve Kanun’un temel ilkeleri bakımından nihai değerlendirmesini yaparak onaylanması veya iptal edilmesin gerçekleştiren makamdır.
4734 Sayılı Kanun’un “İhalenin Karara Bağlanması ve Onaylanması” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “İhale komisyonu gerekçeli kararını belirleyerek, ihale yetkilisinin onayına sunar. …. İhale yetkilisi, karar tarihini izleyen en geç beş iş günü içinde ihale kararını onaylar veya gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle iptal eder. İhale; kararın onaylanması halinde geçerli, iptal edilmesi halinde ise hükümsüz sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
İdari Şartnamenin “Bütün Tekliflerin Reddedilmesi ve İhalenin İptal Edilmesi” başlıklı 34’üncü maddesinde “
34.1. İhale komisyonu kararı üzerine İdare, verilmiş olan bütün teklifleri reddederek ihaleyi iptal etmekte serbesttir. İdare bütün tekliflerin reddedilmesi nedeniyle herhangi bir yükümlülük altına girmez. 34.2. İhalenin iptal edilmesi halinde, bu durum bütün isteklilere gerekçesiyle birlikte derhal bildirilir” hükmü yer almaktadır.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde kanun koyucunun, ihale yetkilisine yalnızca “onaylama” yetkisi vermediği; aynı zamanda gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle ihaleyi iptal etme yetkisi de tanıdığı görülmektedir. İhale komisyon kararı ihale yetkilisi açısından mutlaka onaylanması gereken bir karar niteliği taşımamaktadır. İhale yetkilisinin görevi, ihale komisyonunun kararını şeklen tasdik etmek değil; Kanun’un kendisine verdiği yetki çerçevesinde bağımsız bir değerlendirme sonucunda karar vermektir. İhale yetkilisi, komisyon kararını değiştiremez, yalnızca onaylayabilir veya iptal edebilir.
İkili kontrol sistemin temel amacı, kamu yararı ve idare menfaatini korumak için ihale komisyonunun gerçekleştirdiği değerlendirme sonucunun bir başka idari makam tarafından da incelenmesini sağlamaktır. Böylece Kanun’un temel ilkeleri “saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını” güvence altına alınır.
İhale komisyonu tarafından gerçekleştirilen işlemlerin fiilen ve fiziken incelenmesi ihale yetkilisinin görevleri arasında sayılmamaktadır. Ancak sürece ilişkin şikâyet başvurusu olması hâlinde inceleme ihale yetkilisince bizzat yapılabileceği gibi ihale yetkilisinin görevlendireceği bir veya birden fazla raportör tarafından da yapılabilir. Bu inceleme sonucunda ihale yetkilisi tarafından gerekçeli bir karar alınır (İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelik Md. 10.4).
İhale Yetkilisinin İptal Yetkisinin Sınırlar
İhale yetkilisi değerlendirmesini yaparken idare menfaatini kollamak üzere 4734 sayılı kanunun 39’uncu maddesinin gerekçesinde belirtilen; “Gerekçe madde 39. Tekliflerin yaklaşık maliyete kıyasla çok yüksek olması veya yaklaşık maliyete göre çok yüksek olmamakla birlikte mevcut ödeneğin verilen teklifleri karşılayamaması, Kanunun temel ilkelerine uygun olmayan durumların tespiti gibi nedenlerle” ihale komisyonuna verilen iptal gerekçelerini kullanabileceği gibi, kanuna aykırı işlem yapılması, belirlenen fiyatın ekonomik açıdan en avantajlı teklif olmaması, yeterli rekabetin sağlanamaması vb. durumları da dikkate alacaktır.
İhale yetkilisinin ihaleyi iptal yetkisini hangi durumlarda kullanacağı mevzuatta açık bir şekilde tarif edilmemiş olup genel bir ifade olarak belirtilmiştir. Bu durum ihale yetkilisine iptal konusunda oldukça geniş bir hareket alanı sunmakla birlikte iptal gerekçesinin açıkça belirtilme zorunluluğu olması, yapılacak işlemde öznel bir yaklaşım sergilenmesinin önüne geçmeyi hedeflemektedir. İptal yetkisinin kullanılabilmesi için kararın makul, meşru, somut ve denetlenebilir bir gerekçeye dayanması gerekir. İhale yetkilisi somut olayın koşullarını değerlendirerek kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kararını verir.
İhale yetkilisine tanınan iptal yetkisi geniş olmakla birlikte, bu yetkinin mutlak ve sınırsız bir yetki olmadığı Kamu İhale Kurulu kararlarında da açıkça ortaya konulmuştur.
Kamu İhale Kurulu tarafından verilen 2021/UY.II-2302 nolu kararda; ” İhalenin iptali hususunda gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle ihale komisyonlarına ve dolayısıyla idarelere takdir yetkisi tanındığı, ancak bu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız bir yetki niteliğinde olmadığından, takdir yetkisinin mevzuat çerçevesinde, eşitlik ilkesine uygun şekilde, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kullanılması, tesis edilen iptal işleminin gerekçelerinin açıkça ortaya konulması ve somut olaya ilişkin öğelerin dikkate alınarak Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan temel ilkeler çerçevesinde karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.”
Kurul kararı ihale yetkilisinin takdir yetkisinin kapsamı bakımından önemli bir çerçeve ortaya koymaktadır.
Altyapı yapacak kurumların hazırlıklarını tamamlayamadığı gerekçesi ile ihale yetkilisi tarafından ihalenin iptal edilmesine ilişkin Kurul tarafından verilen 2026/UY.I-1999 nolu kararda ihale yetkilisinin komisyon kararını onaylamayarak ihaleyi iptal etmesi mevzuata uygun bulmuştur. Somut olayda; İhale dokümanında çalışma programı hazırlanırken çalışma yapılacak sahanın altyapısının tamamlanıp tamamlanmadığına dikkat edileceği ve altyapısı tamamlanmamış cadde ve sokaklarda çalışma yapılmayacağı düzenlenmiştir. KİK bu nedenle altyapının tamamlanmamış olmasını, işin gerçekleştirilmesi bakımından önem taşıyan somut ve hukuken kabul edilebilir bir iptal nedeni olarak değerlendirmiştir.
İhale yetkilisinin iptal yetkisine ilişkin Kamu İhale Kurulu tarafından verilen 2026/UH.II-849 nolu karar ile bu karar ilişkin açılan davada Ankara 3’ncü İdare Mahkemesi tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararı sonrasında Kurum tarafından alınan 2026/MK-213 nolu kararlara baktığımızda iki farklı yaklaşım karşımıza çıkmaktadır. Bunlar;
2026/UH.II-849 Sayılı Kurula Kararında;
Şikayete konu ihalede, ihale dokümanını indiren 7 istekli olabilecek firmadan 2’si tarafından teklif verildiği, söz konusu tekliflerin de yaklaşık maliyetin altında olduğu, dolayısıyla ihaleye yalnızca 2 isteklinin katıldığından bahisle rekabet koşullarının sınırlı kaldığı gerekçesinin yerinde olmadığı, kaldı ki bahse konu durumun ihale tarihi olan 02.01.2026 tarihinden itibaren mevcut olduğu, ayrıca, hangi Teknik ve İdari Şartname düzenlemelerinden dolayı rekabet koşullarının sınırlı kaldığına yönelik net bir belirlemenin
de ortaya konulmadığı,
Diğer yandan, idarenin ihaleyi iptal etme gerekçelerinden bir diğerinin de “Teklif bedelleri ile yaklaşık maliyet ve güncel piyasa araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde, işin daha uygun şartlarla yeniden ihale edilmesinin mümkün olabileceği” yönünde olduğu, ancak “güncel piyasa araştırmaları” hususuna yönelik olarak idarece somut dayanakların ortaya konulmadan bir değerlendirme yapıldığının anlaşıldığı, netice itibarıyla ihalenin iptali gerekçelerinin kamu ihale mevzuatı kapsamında idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, ihalenin söz konusu gerekçelerle iptal edilmesinin
yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Kamu İhale Kurulunun 2026/UH.II-849 sayılı kararında, idarenin ihaleyi iptal etme yetkisinin bulunduğu kabul edilmekle birlikte, bu yetkinin kullanılabilmesi için ileri sürülen gerekçelerin somut olayın koşullarıyla ilişkilendirilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Kurul, idarece somut dayanakların ortaya konulmadığını ve ileri sürülen gerekçelerin kamu ihale mevzuatı kapsamında idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, İdarenin iptal yetkisini somut, makul ve denetlenebilir bir gerekçeye dayanarak ortaya koyması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle iptal gerekçeleri, idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında değerlendirilememiştir.
Ankara 3. İdare Mahkemesinin Yürütmeyi Durdurma Kararı ve 2026/MK-213 Sayılı Kurul Kararı;
Hem hukuka uygunluk ve hem de yerindelik denetimi yapan ihale yetkilisi tarafından bu konuda alınan idari kararın yargısal denetiminin de özellik arz edeceği açıktır. Başka bir anlatımla, 4734 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile ihale yetkilisine ihale komisyonu kararlarını onaylama zorunluluğu getirilmemesi nedeniyle anılan madde ile ihale yetkilisine tanınan yetkinin onaylamama yönünde kullanılması halinde bu yetkinin kamu yararına kullanıldığının ispatı bakımından, ihale yetkilisince hukuken kesin delil niteliği taşıyan belgelere dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu nedenle, ihale komisyonu kararını onaylamama veya ihale iptali işleminin idari davaya konu edilmesi halinde, gerek davalı idarenin mahkemeye yapacağı açıklamalar ve sunduğu belgeler ve gerekse mahkemece re’sen yapılacak araştırma
sonucunda elde edilen bulgular işlemde kamu yararına aykırılık bulunmadığını ortaya koyar nitelikte ise idarece somut belge sunulmadığından bahisle ihaleyi onaylamama veya ihale iptali işleminin yargı yerince iptal edilmemesi gerekir.
Bu durumda, 4734 sayılı Kanun uyarınca ihaleyi yapan idarenin, anılan Kanun’un 5.maddesinde belirtilen saydamlık, rekabet gibi ilkeleri gözetmek zorunda olduğu ve söz konusu ilkelere uygun sonuçlanmayan ihalelerde kanunla idareye tanınan ihaleyi iptal etme yetkisini kullanabileceği dikkate alındığında, ihalede tek geçerli teklif kalması ve bu teklif sahibi şirketin teklifinin yaklaşık maliyete yakın olması karsısında, uyuşmazlık konusu ihalede yeterli rekabetin sağlanamadığı sonucuna ulaşıldığından, ihalenin iptaline ilişkin kararın iptaline dair Kamu İhale Kurulunun 12/03/2026 tarih ve 2026/UH.II-849 sayılı kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Ankara 3. İdare Mahkemesi, 14.05.2026 tarihli kararıyla 2026/UH.II-849 sayılı Kurul kararının yürütmesini durdurmuştur. Kurul, yargı kararlarının gecikmeksizin uygulanması zorunluluğu gereği 12.06.2026 tarihli 2026/MK-213 sayılı kararı almıştır. Dolayısıyla bu karar, Kurulun görüş değiştirdiği anlamına gelmemektedir. Yürütmenin durdurulması kararının esasa ilişkin nihai bir karar olmadığı da ayrıca göz önünde bulundurulmalıdır.
Kurul ve Mahkeme arasındaki temel farklılık, ihale yetkilisinin iptal yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasında değildir. Farklılık, takdir yetkisinin sınırlarında, bu yetkinin kullanımının hangi ölçütler esas alınarak denetleneceğinde ortaya çıkmaktadır.
Kamu İhale Kurulu; iptal kararında ortaya konulan gerekçenin somut, açık ve olayla bağlantılı olmasını ön plana çıkarırken; Ankara 3. İdare Mahkemesi ihale yetkilisinin idare menfaatini korumaya yönelik değerlendirme alanını daha geniş ele almış ve yargısal denetimde dava aşamasında ortaya konulan bilgi ve belgelerin de dikkate alınabileceğini kabul etmiştir.
İdare Mahkemesi, 4734 sayılı Kanun’un 40. maddesiyle ihale yetkilisine tanınan onaylamama yetkisini salt ihale işlemlerinin şekli ve hukuki açıdan mevzuata uygun olup olmadığının denetlenmesi ile sınırlı tutmamıştır. ihale yetkilisinin komisyon tarafından tesis edilen işlem mevzuata uygun olsa dahi idare menfaatini yerindelik denetimiyle koruması gerektiğini, benzer işlere ilişkin diğer ihalelerin sonuçlarını, oluşan teklif fiyatlarının piyasa şartlarına uygunluğunun birlikte değerlendireceği ve kamu yararına aykırılığın ispatı için hukuken kesin delil niteliğinde belgelere dayanmasını zorunlu görmemiştir.
Dava aşamasında idarece sunulan açıklama ve belgeler ile mahkemece re’sen yapılacak araştırma sonucunda elde edilen bulguların, işlemin kamu yararına aykırı olmadığını ortaya koyması hâlinde, yalnızca karar tarihinde somut belge sunulmamış olması gerekçesiyle işlemin iptal edilmemesi gerektiği kabul edilmiştir.
Mahkemenin yaklaşımı ihale yetkilisine sınırsız bir iptal yetkisi tanındığı anlamına gelmemektedir. İhale yetkilisinin iptal yetkisinin en önemli sınırının kamu yararı ve hizmet gerekleri ile kararın gerekçesi arasındaki somut ve makul bağlantı olduğu söylenebilir. İhale yetkilisi, ihale komisyonu kararını onaylamak zorunda olmamakla birlikte, sahip olduğu takdir yetkisini keyfî biçimde kullanamaz. İptal gerekçesinin, somut olayın özellikleriyle ilişkilendirilebilir, makul ve denetlenebilir nitelikte olması; kararın da 4734 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan temel ilkelerle bağdaşması gerekir.
İhale Yetkilisinin Onay Süresi
İhale komisyonları tarafından alınan kararın ihale yetkilisinin onayı ile geçerli olacağı belirlenmiş ve gerekli incelemeleri yapabilmesini sağlamak için ihale yetkilisine karar tarihini izleyen beş (5) iş günü süre tanınmıştır. İhale yetkilisi bu süre içerisinde ihale kararını onaylar veya gerekçesini belirterek iptal ettiğini belirtir. Belirlenen bu süre, karar verme sürecinin belirsiz hâle gelmesini ve ihale sürecinin gereksiz şekilde uzamasını önleme amacı taşımaktadır.
Kamu İhale Kurulu kararlarında, bu sürenin geçirilmesinin hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmiş ve beş iş günlük sürenin, ihale yetkilisinin yetkisini tamamen ortadan kaldıran bir hak düşürücü süre niteliğinde olmadığı; idarenin iç işleyişine yönelik düzenleyici süre niteliğinde olduğu yönünde değerlendirmeler yapılmıştır.
İhale yetkilisinin ihale kararını komisyon kararı ile aynı gün içerisinde imzalamasına ilişkin Kamu İhale Kurulu tarafından verilen 2025/UH.I-2181 nolu karar da “İhale komisyonu kararı ile ihale yetkilisinin onay tarihinin aynı olduğu görülmüş olup, ihale yetkilisinin karar tarihini izleyen beş iş günü içinde ihale kararını onaylamadığı iddiasının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.”
İhale yetkilisinin 5 iş günlük süre dolduktan sonra ihale kararını onaylamasına ilişkin Kamu İhale Kurulu tarafından verilen “2009/UH.I-619” nolu kararda şu değerlendirmeyi yapmıştır;
“4734 Sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin altıncı fıkrasında, ihale yetkilisinin, karar tarihini izleyen en geç beş iş günü içinde ihale kararını onaylayacağı veya gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle iptal edeceği hüküm altına alınarak ihale kararının verilmesine ilişkin kararın belli bir süre içinde alınması, söz konusu idari işlemin sürüncemede bırakılmaması, böylelikle de gerek istekliler gerekse idare açısından ihale sürecinin sağlıklı ve hızlı işlemesi amaçlanmıştır.
İdarenin tabi olduğu hukuki rejime göre bir idari işlemi meydana getiren beş ana unsurdan birisi olan yetki; kişi, zaman ve yer bakımından ayrı ayrı tanımlanmaktadır. Zaman bakımından yetki ise, bir idari makamın hangi süre içinde karar alması ve işlem tesis etmesi gerektiğini ifade etmekte ve anılan yetki kuralına uyulmamasının bazı yaptırımları ortaya çıkmaktadır. Söz konusu yaptırımlar, tesis edilen idari işlemin hukuka aykırı olması sonucunu doğurduğu gibi, tanımlanan zamanın, yani idari işlemin tesis edilme süresinin, düzenleyici (veya kimi yargı kararlarından belirtildiği üzere disipliner) niteliğe bağlı olarak, aykırılık gibi ağır bir yaptırıma tabi olmama şeklinde de sonuçlanabilmektedir. Dolayısıyla herhangi bir idari işlemdeki yetkinin düzenleyici süre bakımından uygun kullanılmaması, her ne kadar idari işlemi hukuken sakatlamasa da, ilgili makamların idari sorumluluğunu ortaya çıkarabilecektir.
Bu çerçevede, 4734 sayılı Kanunun yukarıda anılan hükmünde düzenlenen ve ihale yetkilisinin ihale komisyon kararının 5 gün içinde onaylamasını ya da iptal etmesini öngören süre düzenleyici nitelik taşımaktadır.
İncelenen ihalede, ihale komisyon kararı 03.12.2008 tarihinde alınmış ancak ilgili kararın uygun bulunmasına yönelik ihale yetkilisi onayı, Kanunun düzenlendiği 5 günlük süre aşılarak, 15.12.2008 tarihinde verilmiştir. Yukarıda yer alan hukuki değerlendirmelerden hareketle, idarenin tesis etmiş olduğu idari işlemde, ilgili sürenin aşılması nedeniyle, kanun koyucunun ihale sürecini hızlandırma ve etkin biçimde çalıştırma iradesi hayata geçmemekle birlikte söz konusu sürenin düzenleyici nitelik taşıması, ihale yetkilisinin kararının hukuken sakatlamamaktadır. Dolayısıyla, bu tespit, ihale sürecinde esasa etkili bir aykırılık değildir, ancak ihaleyi yapan idareye bildirilmesi gerekmektedir.”
Beş iş günlük sürenin geçirilmesi, tek başına ihale yetkilisinin daha sonra karar alma yetkisini ortadan kaldırmaz; ancak ilgili makamların idari sorumluluğunu doğurabilir. Bununla birlikte Kanun’da öngörülen sürelere uyulması, ihale sürecinin hukuki güvenliği ve öngörülebilirliği bakımından esastır. Kurul tarafından verilen bu kararı bir hak olarak değerlendirmemek gerekir.
İhale Onaylandıktan Sonra İptal Edilebilir mi?
İhale yetkilisinin komisyon kararını onaylaması idare ve istekli açısından, ihale sürecinin son aşaması olan sözleşme imzalanmasına yönelik sürecin başladığını ifade eder. Kanun’un 41’inci maddesine göre ihale sonucu, ihale kararının ihale yetkilisi tarafından onaylandığı günü izleyen en geç üç gün içinde, ihale üzerinde bırakılan dahil olmak üzere, ihaleye teklif veren bütün isteklilere bildirilir.
4734 Sayılı Kanunun 44’üncü maddesi gereği, ihale üzerinde kalan istekli kesin teminatı vererek sözleşmeyi imzalamak zorundadır. Aynı şekilde 45’inci madde gereği idare, sözleşme yapılması hususunda kendisine düşen görevleri yapmakla yükümlüdür.
İhale yetkilisinin ihale komisyonu kararını onaylamasıyla ihale kesinleşmiş olur. Bu nedenle sözleşme imzalanana kadar geçen sürede aynı yetkiye dayanılarak ihalenin iptal edilmesi mümkün değildir. Kanunun 40’ıncı maddesi ile ihale yetkilisine tanınan iptal yetkisi ihale komisyon kararının onaylanıp onaylanmamasına kadar olan süreci kapsar. Onay sonrasında da bu yetkinin kullanılacağına ilişkin bir düzenleme içermemektedir.
İhale yetkilisi tarafından önce onaylanan bir kararın çok kısa bir süreç içerisinde tekrar iptal edilmesi durumunda yapılacak iptal işleminin daha sıkı bir gerekçeye ve hukuki dayanağa bağlanması gerekir. Onay sonrası komisyon kararı artık kesinleşmiştir ve ihalenin iptal ancak aşağıdaki durumlarda gündeme gelebilir;
- Mücbir sebep hallerinin ortaya çıkması
- Hukuka aykırı işlemlerin tespiti
- Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi firmanın sözleşmeyi imzalamaması ya da yasaklı çıkması (sırasıyla birinci ve ikinci firmanın)
- İdareye şikayet ya da Kamu İhale Kurumuna itirazen şikayet başvurusu üzerine iptal kararı verilmesi
- İdare mahkemelerince iptal kararı verilmesi.
İhale yetkilisince onaylanarak kesinleşen ihale komisyon kararının sonrasında ihale yetkilisince iptal edilmesine ilişkin Danıştay 13. Dairesi tarafından verilen E:2018/3298, K:2019/121 sayılı kararda ihale yetkilisince onaylanarak kesinleşen ihalenin iş programında çıkarılmış olmasını ihalenin iptali için yeterli hukuki dayanak oluşturmadığı ve hukuka uygunluk bulunmadığına hükmedilmiştir.
İhale tarihi itibarıyla mevcut olan ve idarece ihale sürecinde değerlendirilebilecek bir hususun, ihale onaylandıktan sonra herhangi bir yeni gelişme bulunmaksızın ileri sürülmesi, hukuki güvenilirlik ve idari istikrar bakımından daha sıkı bir gerekçe denetimini gerektirir. Bu aşamada yapılacak iptalin kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından somut ve açık bir şekilde ortaya konulması gerekir.
İptal Kararının İsteklilere Bildirilmesi
4734 sayılı Kanun’un 41’inci maddesi uyarınca, ihale kararının ihale yetkilisi tarafından iptal edilmesi durumunda da isteklilere iptal gerekçeleri belirtilmek suretiyle bildirim yapılması gerekir. Böylece ihale yetkilisinin takdir yetkisini nasıl kullandığı, istekliler bakımından da denetlenebilir hâle gelir.
İptal kararının gerekçesinin bildirilmesi, yalnızca şekli bir bildirim yükümlülüğü değildir. Gerekçe, isteklilerin idari başvuru haklarını etkilediğinden, iptal kararının hangi somut sebeplere dayandığının anlaşılabilir olması gerekir.
Nitekim 4734 sayılı Kanun’un 56’ncı maddesinde, şikâyet veya itirazen şikâyet üzerine alınan ihalenin iptal edilmesi işlemlerine karşı yapılacak incelemenin idarenin iptal gerekçeleriyle sınırlı olarak gerçekleştirileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, ihale yetkilisinin iptal kararında ortaya koyduğu gerekçenin ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir.
Herhangi bir şikayet veya itirazen şikayet başvurusu olmaksızın idare tarafından alınan ihalenin iptali kararlarına karşı Kuruma itirazen şikayet başvurusunda bulunulamayacağından, bu kararlar ancak idari yargı mercilerinde dava konusu edilebilir (İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Tebliğ 8/3).
Sonuç
İhale komisyonunun gerekçeli kararını ihale yetkilisinin onayına sunması ve ihale yetkilisinin bu kararı onaylamak veya gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle ihaleyi iptal etmek konusunda yetkili kılınması, ihale sürecinde kamu yararının ve idare menfaatinin ayrıca gözetilmesini sağlamaktadır.
İhale yetkilisinin görevi yalnızca ihale komisyonu kararını şeklen onaylamak değildir. İhale yetkilisi, Kanun’un 40’ıncı maddesinden kaynaklanan yetkisi çerçevesinde ihale sonucunu ayrıca değerlendirebilir ve gerekli görmesi hâlinde ihaleyi iptal edebilir. Ancak bu yetki mutlak ve sınırsız değildir. İptal kararının kamu yararı ve hizmet gereklerine dayanması, 4734 sayılı Kanun’un temel ilkeleriyle uyumlu olması ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak tesis edilmesi gerekir.
İhale yetkilisinin takdir yetkisi geniştir; ancak geniş takdir yetkisi, gerekçesiz veya keyfî karar verme yetkisi değildir. KİK ile Mahkeme arasındaki temel farklılık, yetkinin varlığında değil, bu yetkinin sınırlarının ve yargısal denetimin yoğunluğunun belirlenmesindedir. Kamu İhale Kurulu, iptal gerekçesinin somut olayla ilişkilendirilmesini, objektif dayanaklarla desteklenmesini ve denetlenebilir olmasını ön plana çıkarırken; Mahkeme, ihale yetkilisinin idare menfaatini korumaya yönelik takdir alanını daha geniş değerlendirmiş ve yargılama aşamasında ortaya konulan bilgi ve belgelerin de dikkate alınabileceğini kabul etmiştir.
